Genel

DÜNYANIN BÜTÜN ÇÜÇEKLERİ

(“Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin.” — Köy öğretmeni Şefik Sınıg’in son sözleri.)


For more amazing video clips, click here

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçeklerini getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin… Ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları
Geniş ovalarda kaybolur kokuları…
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop dağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencileri istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Simdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,

Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.
CEYHUN ATUF KANSU

Uzun bir aradan sonra…

Çok oldu yazmayalı. Blogumuda özlemişim diğer bir çok şey gibi. Her ne kadar kısa dönem densede yaptığım askerliğe benim için hatrı sayılır bi zaman dilimi sayılır. 5 ay 5 gün süren askerlik artık geri kaldı. Azda olsa blogumu sık sık ziyaret eden arkadaşlarımın neden hala yazmadın soruları içinde teşekkür ediyorum :) İyisiyle kötüsüyle çok şey geçti tabiki askerlikte ama bunları burda anlatmayı düşünmüyorum doğrusu. Ve dönüşte beni bekleyen ilk problem olan ev sorununu çok zor olmadan halletmiş bulunuyorum. Artık tek kişiye göre baya büyük bir eve taşınmış bulunuyorum, sıcak havaların yaklaşmasıyla yolu Bodrum-Muğla civarlarına düşen arkadaşlara duyrulur.(özellikle mutlaka geleceğiz kardeşim diyenlere :) ) Bu dönem iki yeni okulum daha oldu ve bir sürü yeni öğrencim daha. Öğretmenliğinde bu özelliği güzel. Her zaman yeni bir umutla değişimle başlıyor insan çalışmaya.Gerçi bu dönembiraz erken başlıyor derslerim ama öğleyin bitmesine diyeceğim yok tabik. Bol bol vaktim olacak ama bol bolda yapılacak proje var gene kafamda ve devam etmesi gereken gereken siteler. Havalar ısınmadan sıkı çalışmak lazım yoksa bu Milas’ta havalar ısındımı insan kaçacak yer arıyor. Hatta bugün hava 23 derece ile en sıcak istasyon olmuş bile. Şimdilik bu kadar yeter. Askerli ile ilgili bir kaç resim koymak istiyorum ilerleyen günlerde.